Aslını Asla UNuTMa ! *ibretlik bir hikaye*/rapidshare.com
Bir zamanlar Ayaz adli bir köle varmış. Takdir bu ya, köle bir gün Sultan Mahmud’ un kölesi olmuş.
Sultan, köleyi taşıdığı asil karakteri sebebiyle çok sevmiş. Derken Sultan‘ın öylesine itimadını kazanmış ki, bütün sultanlığın haznedarı tayin edilmiş ve en kıymetli ve zarif mücevherler, taslar ona emanet edilir olmuş.
Bu gelişmeyi gören saraylılar ise durumdan pek rahatsız olmuşlar. Hasetleri ve kibirleri yüzünden, sözüm ona basit bir köleye böyle bir mevki
Bir zamanlar Ayaz adli bir köle varmış. Takdir bu ya, köle bir gün Sultan Mahmud’ un kölesi olmuş.
Sultan, köleyi taşıdığı asil karakteri sebebiyle çok sevmiş. Derken Sultan‘ın öylesine itimadını kazanmış ki, bütün sultanlığın haznedarı tayin edilmiş ve en kıymetli ve zarif mücevherler, taslar ona emanet edilir olmuş.
Bu gelişmeyi gören saraylılar ise durumdan pek rahatsız olmuşlar. Hasetleri ve kibirleri yüzünden, sözüm ona basit bir köleye böyle bir mevki verilmesini ve kendi rütbelerine çıkarılmasını bir turlu hazmedememişler.
Bu duygular içinde, özellikle Sultan yakınlardaysa ondan gün geçtikçe daha çok şikâyet etmeye başlamışlar ve asil ruhlu kölenin itibarini zedelemek için ellerinden geleni yapmışlar.
Bir gün Sultanin huzurunda bir saraylının diğerine şöyle dediği duyulmuş:
—Köle Ayaz‘ın sık sık hazineye gittiğini biliyor musun? Onun mücevherlerimizi çaldığından adim gibi eminim.”
Sultan kulaklarına inanamamış. İşin aslini kendi gözlerimle görmeliyim demiş. Duvara küçük bir delik yaptırıp, içeride olanları seyretmeye hazırlanmış. Kölenin sessizce içeri girdiğini, kapıyı kapattığını ve sandığa gittiğini görmüş. Orada sakladığı küçük bir bohçaymış bu. Bohçayı öpmüş alnına koymuş ve sonra da açmış. İçinden çıkan köleyken giydiği yırtık pırtık bir elbise! Aynanın karsısına geçmiş.
Kendi kendine,
- “Daha önceleri bu elbiseyi giydiğin zamanlar kim olduğunu hatırlıyor musun?” diye sormuş. Bir Hiçtin sen…
Hepsi hepsi satılacak bir köleydin ve Allah, Sultanin eliyle sana rahmetinden belki de hiç hak etmediğin nimetler lütfetti. Asla nereden geldiğini unutma! Çünkü mal mülk insanin hafızasını uçurur, unutuluşlara sürükler. Simdi sen de, nimetçe senden aşağı olanlara kibirle bakma ve daima hatırla Ayaz, hatırla!
Sandığı kapatmış, kilitlemiş ve sessizce kapıya doğru yürümüş.
Hazine dairesinden çıkarken birden Sultanla yüz yüze gelmiş. Sultan gözlerini Ayazın yüzüne dikmiş dururken, yanaklarından aşağı yaslar süzülüyormuş ve boğazı öyle düğümlenmiş ki, konuşmakta güçlük çekmiş.
—Bugüne kadar mücevherlerimin hazinedarıydın, ama simdi… Kalbimin hazinedarısın. Bana benim de önünde bir hiç olduğum kendi Sultanimin huzurunda nasıl davranmam gerektiği dersini verdin…